Doğru mu yoksa gerçek mi?

İnsanlar aslında hissettiklerini düşünemiyorlar, düşündüklerini ifade edemiyorlar, İfade ettiklerini yapamıyorlar… O halde insanlar, neyi neye göre yapıyorlar?


Doğru ile Gerçek arasında neden açık bir makas var?


İnsan hayatında bir bakıma gerçeklere göre değil, doğrulara göre davranır, ancak karar verirken gerçekleri kullanır. Bu önerme, ilk bakışta biraz karmaşık veya irrasyonel olarak görünse de,  aslında bu durum, işin hangi boyutu ile ilgilendiğimizle alakalıdır.


“Doğru”,  sosyal ve/ya stratejik kabullerimizdir.  “Doğru”  diğer bir açıdan ‘yalan olmayan’ olarak düşünüldüğünde, normlara göre kabul gören, önerilen, tavsiye edilen kısaca tutarlı olan, şeklinde betimlenebilir.


“Gerçek” ise, davranışlarımızın, hislerimizin temelini oluşturan algıdır aslında. İnsan duygusal bir varlıktır, bu yüzden bize duyumlar aracılığı ile veriliyor. 50 yıldan beri,  Amerika’da çekilen reklam filmleri, insanların alt beynine bir şeyleri empoze etmek için kurgulanmakta ve nasıl düşünmeleri gerektiği konusu, sosyal psikolojik çalışmalarla sağlanmaktadır.  Diğer bir yandan  “gerçeği” terminolojik anlamda ifade edecek olursak;  bilincimizin dışında ortaya çıkmış olan,  nitelik, koşul, durum vb. gibi olgular olarak tanımlayabilmekteyiz.


İnsanların gerçek ve duygusal tepkimelerinden bilinç dışında nasıl his oluştuğunu anlamak için, mutlak suretle o bilgiye ulaşmak gerekmektedir.  Çünkü beyin gözün görmediğini görüyor ve hissediyor. Yani sürekli olarak hissediyoruz. O halde “ insanlar, duyguları ve bilinç dışı ile birçok kararlar veriyor” diyebiliyorsak, algıya  “gerçekten daha gerçektir” diyebiliriz.

Siyasi kararlar verilirken,  insanların değer yargılarının ve hissettiklerinin ne kadar önemli olduğu dikkate alındığında, genelde olumlu neticeler alınmıştır. Bu çıkarımı rasyonel bir şekilde ifade edecek olursak;  “doğru” birinci türev, “gerçek” ikinci türev olsun. Birinci türev olan doğru’da, girdi arttıkça çıktı artacak, İkinci türev olan gerçek’de, algıya yanlış mesaj verildiğinde, girdi arttıkça çıktı azalarak artacaktır.


Hiç şüphesiz İnsan, sürekli düşünen bir varlık değildir, ama arasıra düşünen fakat sürekli hisseden bir varlıktır.


Algı mekanizmasının fonksiyonları kontrol etmek veya projelendirmek gündelik bilgilerle değil ancak bilimlerle doğru şekilde planlanabilir. Bunun için;  etnoloji, din tarihi, sosyoloji, psikoloji ve sosyal antropoloji bilimlerini kavramak gerekmektedir.



Murat GENÇOĞULLARI

6 görüntüleme

E-MAIL

ADRES:

Cep telefonu:

Yaşadığınız sorun ve problemler hakkında bize ulaşın.

  • Siyah Facebook Simge
  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah Instagram Simge

Odabaşı mah. Uğur mumcu cad. Can sk. no: 1. Oruç Plaza Kat: 2/10

31030 Antakya/HATAY-Türkiye

Ofis telefonu:

© 2020 by                               tüm hakları saklıdır. www.majorterapi.com